UMDUĞUMUZU BULAMAMAK, BULDUĞUNU TUTAMAMAK…

İnsanlar kendini geliştirmeden çok büyük şeylerin hayalini kurup sonra da kurdukları hayalin içinde yok olup gidiyorlar maalesef.
Çünkü zor olan o hayali hasbelkader gerçekleştirseniz bile içinde ne yapacağınızı bilemeyeceğinizden kısa sürede ya içinde yok olacaksınız ya da elinizden kaçıracaksınız. Unutmayı, her şeyin bir bedeli var. Hayatın, nefes alabilmenin bile.
Onun için bir şey umarken nerede, nasıl, kiminle ve ne olduğun çok önemli.


Eğer doğru zamanda, doğru donanım ve doğru kişilerle, doğru adımlar atılırsa zafer kaçınılmazdır. Tabii ki bazen kör talih şansı da yardım eder insana, bir anda hedefe ulaştırır insanı ama bakın ki adı da kör talihtir işte onun. Ya gözünüzü açtığında ne olacak, gümmmm, yerdesiniz. Üstelik üstünüzden bir silindir geçecek ve siz ne olduğunu bile anlayamayacaksınız.
O yüzden biz iyisi mi sağlam adımlarla emin bir şekilde yola devam edelim.
Bir tarafta evlenmeye çalışan, bir tarafta boşanmaya çalışan insanlar…
Bunlarun hepsi mi kötü ya da hepsi iyi de kötüler nerede?
Herkesin doğrusu kendine.
Herkesin kendisi iyi, karşısındaki kötü.
Hep iyi insanlar ya evli ya ölü, bekârlar da zavallı durumda, bu nasıl bir şey anlamadım.
Eskiden evlilik köşeleri vardı. Hatırlar mısınız bilmem.
Evlenmek isteyen herkes oraya özelliklerini yazar ve aday beklerdi. Ben de çocukluk aklımla onları okur, kafa bulurdum.
Neden demeyin… Çünkü okuduklarımın hepsi sözde iş güç sahibi, maddi durumu yerinde, güzel ve bir sürü hünerleri olan insanlardı. Hepsi bu kadar şeyi başarmıştı da sözüm ona bir bunu başaramamıştı.
Peki sorarım size, bunlar sizce doğu olabili rmiydi?
Tabii ki hayır. Orada insanlar kendilerini satmak için görmek ya da duymak istediklerini yazıyorlardı.
Ben ki çocuk aklımla bile bunlara gülüyordum. Niye? Madem bu kadar güzel ve hünerli, niye biriyle karşılaşamadı diye.
Kısacası biz insanoğlu çiğ süt emmişiz.
O yüzden hiçbir şeyden mutlu olmasını bilmiyoruz.
Bugün çok istediğimiz bir şeye sahip olsak, yarın bir üstüne göz dikiyoruz.
Yaşam şartları belki de bizi bu çarkın içine çekiyor bilemiyorum. Ama bildiğim tek bir şey var.
Bizler yaşamıyoruz.
Sadece yaşadığımızı zannediyoruz.
Hayat silsilesinin içinde kaybolmuş gidiyoruz. Taa ki çok sevdiğimiz şeyleri kaybettikten sonra kıymetini anlıyoruz. Ama o zaman da her şey için çok geç oluyor maalesef.
O yüzden lütfen tutabileceğimiz şeyleri isteyelim. Ya da en azından sağlam büyüyelim.
İsteklerimiz, vereceklerimizin değerini yok etmesin.
Eğer elde edersek de en azından başta kendi değerimize saygı duyup, karşımızdakinin değerini bilelim ve elimizde tutalım.
Kuş uçtuktan sonra arkasından bağırmanın hiçbir önemi yok…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s