Zamansız Klasikler

Avant-garde mobilya tasarımının en iyi yorumcularından biri Vladimir Kagan. Marilyn Monroe’dan esinlenerek tasarladığı özel bir koltuğu da var. “Floating curve sofa” adı verilen koltuk, Vladimir Kagan’ın en özel parçalarından biri. Kagan’ın tasarımlarının her biri “zamansız klasikler” olarak nitelendiriliyor. Ahşabın sıcağından ve avant-garde klasik ile zamansız tasarımlardan vazgeçemeyenler için Vladimir Kagan tasarımlarını incelemelerini öneririm.

Okumaya devam et

Aristokratik saray

Prestijli Design Hotels ağına dahil olan Leon’s Place, 19. yüzyıldan kalma bir saray içinde yer alıyor. Yapı, çağdaş otel mimarisi için bir referans noktası. Roma’daki Leon’s Place tasarım oteli, Hotelphilosophy Kreatif Ofisi tarafından tasarlanmış. Şehir merkezindeki Via XX Settembre’de bulunan Leon’s, bu antik İtalyan başkentini keşfetmek için harika bir konuma sahip. Otel Via Veneto, İspanyol Merdivenleri, Trevi Çeşmesi ve Quirinale gibi Roma’nın görülmesi gereken mekanlarına yürüyüş mesafesinde. Gerçekten harika bir konum, eğer kendinizi otelden çıkmaya ikna edebilirseniz!

Okumaya devam et

Meera Gandhi ve Giving Back için muhteşem gece

Dünyaca ünlü Jet-setter ve sosyal aktivist Meera Gandhi’nin kitabı “Giving Back”in tanıtımını İstanbul Pera Palas’ta gerçekleştirdik. Emre Ertürk ile ev sahipliğini yaptığım geceye cemiyet ve iş dünyasından pek çok tanıdık sima katıldı.

Meera Gandhi kitabında birbirinden ünlü 53 hayırsever ismin hikayelerinin yanı sıra kendi kurduğu “The Giving Back Foundation” ı anlatırken kitapta U2’nun solisti Bono, Prens William, Prens Harry, Kerry Kennedy Eleanor Rosevelt gibi isimler var.

Okumaya devam et

Mücevher ustalığından hayallerin yaratıcılığına

Genç bir adam olan Pasquale Bruni mücevher dünyasına ilk adımını uluslararası mücevherciliğin merkezi olan Valenza Po’nun atölyelerinde attı. Kısa zamanda mücevher sanatının ince tekniklerini ve sırlarını kavrayan Bruni, mücevher dünyasına damgasını vuracak seçkin ve özünde detaya gösterilen özenin yattığı bir sanatsal dokunuşun temellerini attı. Henüz 20 yaşındayken, ilk bakışta onun sıra dışı yeteneğini ve nadir rastlanan yaratıcı içgüdülerini gözler önüne seren ilk koleksiyonlarını üretti. Pasquale Bruni kariyerine 5 takım arkadaşı ile birlikte 1976 yılında başladı ve Gioielmoda adında el sanatları üzerine bir şirket açtı. Bu parlak bir kariyerin ve güçlü kişiliğe sahip bir markanın yükselişinin ilk sinyallerini verdi. Sade ve benzersiz şekiller, pırıl pırıl parlayan ve ender bulunan kıymetli taşlar, göze çarpan ve sıradışı fakat uyumlu tasarımlar Pasquale Bruni koleksiyonlarının karakteristiğini oluşturuyor. Her dönem moda, sanat ve dizaynın tercümanı olan Pasquale Bruni mücevherleri modernlik, zarafet ve nezaketi yansıtıyor.

Okumaya devam et

Dünya jet setinin yeni favorisi

Otoriteler ona “dünyanın en iyi şampanyası” diyor. Zarif köpükleriyle dünya sosyetesinin kadehlerinde ışıldıyor. Fransız Cattier şaraphanesinin asil şampanyası Armand de Brignac. Dünyanın şampanya alanındaki en prestijli dergisi olan “Fine Champagne” tarafından düzenlenen “kör tadım” etkinliğinde 1.000 şampanya markası arasından sıyrılarak birinci seçilmeyi başaran Armand de Brignac, en seçkin bağlarda büyük özenle yetiştirilen üzümlerden elde edilen gerçek bir şaheser.  Gövdesiyle güçlü, köpüğüyle taptaze olan bu eşsiz şampanya, burunda şeftali kokusu ve floral notalar, damakta bal, baharat ve zengin tatlı çörek aromaları bırakıyor. Kremsi dokusuyla, ipeksi bir içim sunuyor. Zarif Fransız restoranlarının ve Amerikan VIP’sinin favorisi olan Armand de Brignac, Hollywood sosyetesinin de yeni yüksek kalite standardı haline gelmiş bulunuyor. André Courréges tarafından dizayn edilen altın parlaklığındaki çarpıcı şişesi ve içi kadife kaplı kutusu ile Armand de Brignac, son derece şık ve zevkli bir hediye olarak da düşünülebilir. Ancak unutmayın ki, kendisi herkesle paylaşmak istemeyeceğiniz kadar değerli bir şampanya!

Okumaya devam et

Côte d’Azur’da çok özel bir Christophe Pillet imzası

Paris’in 16. Bölgesi’nde, Shahé Kalaidjian’ın (otel sahiplerinden oluşan köklü bir Ermeni ailesinden geliyor) isteğiyle mimar ve iç tasarımcı Christophe Pillet’nin tasarladığı ilk Hotel Sezz’in üzerinden beş yıl geçti. Şimdi Hotel Sezz Saint-Tropez, Côte d’Azur’un deniz, plaj, tarla ve bağlardan oluşan rüya gibi manzarası içindeki yerini alıyor. Spa Payot, restoran, yüzme havuzu, Dom Perignon bar, 30m2’lik 5 bungalov oda, 40m2’lik 30 junior süit ve özel yüzme havuzuna sahip iki villasıyla toplamda 11.000m2’lik bir park içinde her türlü hizmetin sunulduğu, butik olarak tasarlanmış bu otelin ayırt edici özelliği üstün kalitesi ve kusursuz servisi. Mobilyalar ve dekoratif objeler dahil olmak üzere otelin iç tasarımını Christophe Pillet yaparken, mimar Jean-Jacques Ory de 2000m2’lik inşa edilmiş alanın neo-kırsal atmosferini yaratmış. Açık alanların tasarımı Christophe Ponceau’ya ait. Mutfakta ise eşsiz gastronomik imzasıyla yerel ürünlerin sade kalitesini dönüştüren ünlü şef Pierre Gagnaire hüküm sürüyor. Otelin bulunduğu noktadaki canlı renkler, ışık titreşimleri, deniz ve göğün yoğunluğu, verimli sanatsal fikirler doğurarak Christophe Pillet’nin mobilya seçimlerini etkilemiş. Sezz Saint-Tropez için kullandığı az sayıda parça, güçlü bir karakter ve zamansız bir stile sahip. Ayrıca hepsi otel için özel olarak üretilmiş. Pillet otelin iç tasarımını şöyle anlatıyor: “Sahili yansıtacak basit ve zarif mobilyalar istiyordum. Hepsinden önce hafif olmalıydılar, mekân içinde dalgalanıyormuş gibi. Sade çizgiler ve seçkin ama mütevazı malzemeye sahip modern parçalar. Zamanın tarihinde yazılı mobilyalar, yaşadığımız döneme ait ama yine de zamansız. Bu ilke odalar ve süitlerde olduğu kadar havuz, resepsiyon, spa ve restoran gibi ortak alanlarda da geçerli. Her yerde biçim ve malzeme arasındaki ilişkiyi kurmaya, bu inanılmaz kırsal ışıkla oynamaya çalıştım. Burada hafiflik ve yoğunluk, gecenin çöküşüyle yeniden keşfediliyor, Sezz Saint-Tropez’nin simgesi olan doğa manzarasının değeri anlaşılıyor.”

Okumaya devam et