Harikaaaaaa bir gün yine….

Zencefilli Büsküvi ve Sıcak çikolata...

Temizlik yaptım bugün…
Hem de tüm benliğimde
Bütün kaslarımı,sinirlerimi, kemiklerimi hatta kanımı bile temizledim.

Kırgınlıklarımı dışarı çıkardım ilk önce.

Görmenizi isterdim.
Nasıl da çok yer kaplıyorlarmış inanmazsınız.
Bağışlamayı yerleştirdim yerine özenle.
Titizlikle her birinin üstüne ektim tohumlarını.
Her yere görebildiğim göremediğim her yere serptim.
Atarken kırgınlıklarımı bakmadım neydi onlar diye.
Gelecek geçmişten çok daha fazla yaşanası.
Bakmadım merak da etmedim.
Bağışlamayı ekerken tekrar kırılmaktan korkuyordum belki.
Kıskançlığımı çıkardım.
Meğer ben ne az kıskançmışım.
Çok kolay oldu. Sevindim.
Sanki kaybetmiş bir eşyamı bulmuş gibi oldum.
Çok şükür ki kin ve nefret yoktu yüreğimde.
Nasıl temizlerdim hiç bilmiyorum.
Sıra korkularıma gelmişti.
Çıkarmaya bile korktum önce.
Ne de çok alışmışım onlarla yaşamaya.
Bunca acı ve endişeye nasıl alışılır İçten içe bir sevgi nasıl duyulur anlayamadım.
Yerini toprağını sevmiş mor bir menekşeydiler.
E… ne de olsa iyi bakmıştım onlara.
Her gün yeni yeni korkular ekleyip endişelerimle sulamıştım.
Mutluluklarımı ümitlerimi ne de çok ihmal ettiğimi anladım o an.
Bu ilgiyi onlara verseydim her gün onları düşünüp birer umut daha ekseydim;
almadan verip beklemeden sevseydim.

Her şeyden önce içimdeki gücün ve sevginin daha fazla farkında olsaydım böyle bahar temizliklerine ihtiyacım kalmazdı.
Çok zorlandım korkularımla.
Birbirlerinin içine halkalar misali girmişlerdi.
Kenetlenmişlerdi adeta.
Ama onları da sevgiyle çıkardım. .
ve onları yaşamaktan hem de bir zamanlar bir kabus gibi yaşamaktan pişmanlık duymadan çıkardım. .
Kızsaydım onlara bağırıp çağırsaydım. yine dönüp dolaşıp geleceklerini biliyordum.

Temizlik yaptım bugün. .
Bahar temizliği.
Neşe ektim hoşgörü güven sevgi ektim. .
Almadan vermeyi sevilmeden de sevmeyi paylaşmayı ektim. .
Korkusuzlukları ektim alabildiğine…
Saatlerce ektim korkusuzluğu…
Mutluluk ektim doğallık. Sonsuzluk…
Bağışlama ektim.
Sevgi ektim her hücreme.
Coşku heyecan sessizlik ektim.
Tüm güzel fikirler sessizken geliyor bana…
Kabullenme ektim.
Baş eğme değil.
Olduğu gibi kabullenme …

EDWARD MORRISON
***

Not: Bu bir alıntıdır. Sadece çok beğendiğim ve bana uyduğu için sizlerle paylaştım:)))
Reklamlar

Soğuk ama süper bir gün daha dünde kaldı….

Güzel bir Cumartesi Sabahı güneşli bir günle uyandık. Kızlarımla haftasonu rutin işlerimizi ve alışverişimizi yaptıktan sonra 3-4 gibi güzel arkadaşım Ice ile buluşup Kahve Dünyası’na geçtim. Artık bir günde iki mevsimi aynı anda yaşıyorduk. Sabah günlük güneşlik O hava gitmiş yerine yağmurlu ama mis gibi kokan bir sonbaharı getirmişti. Tabiiki böyle bir hava da yapılacak en güzel şey güzel bir sohbetle birlikte sıcak çikolata içmekti. Bu arada benim vazgeçilmezlerim arasındadır sıcak çikolata…

Sıcak çikolatalar içildi, sohbet çok güzel, hava soğuk ama öyle güzel esiyor ki nefes aldıkça o havayı soludukça mutlu oluyorum o yüzden de oturmaya devam ediyoruz.

Üşüyorum ama mutluyum, bu güzel havayı solumak muhteşem, sohbet harikaaaaaa. (“Teşekkürler Yüce Rabbim bu güzelliklere bana yaşattığın için:)))”)

Şimdi bir de damla sakızlı sade bir kahve içilmez mi? bu güzel ortam da… :)))

Bu arada etrafımdaki insanlara bakıyorum onlarda mutlu mesut oturmuş sohbet ediyorlar bu soğukta. Tabii bu arada sevgili arkadaşım Ice benim bu hallerimi de kaçırmıyor ve hemen fotoğraflıyor.  Görseniz Oturacak yer yok Kahve Dünyası’nda. Demek ki, yagmurlu buz gibi bir havada bahçe de oturan tek çılgın biz değiliz:)))

Mutluluğun kitabı yazıldı!

Bir Dilek Tut Derneği, Make-A-Wish Türkiye, Kenan Doğulu’dan Nilüfer’e, Ferman Akgül’den Gürgen Öz’e, Lale Mansur’dan Cüneyt Özdemir’e,
Erdil Yaşaroğlu’ndan Bennu Gerede’ye, Rüştü Reçber’den Ceyda Düvenci’ye birçok ünlü simanın katkısıyla mutluluğun kitabını yazdı!
“Sizin için mutluluk nedir” sorusuna ünlülerin verdikleri yanıtlarla oluşan kitap, hem mutluluk üzerine pek çok farklı fikri bir araya getiriyor
hem de
Bir Dilek Tut Derneği, Make-A-Wish Türkiye’nin mutlu ettiği çocukların teşekkür mektuplarına yer veriyor.

“Pek çok ‘benlerim’ olduğu ve onların nasıl işlediği gerçeğini bir kez gördüğümde, içimde hiçbir şey aynı kalamaz.”

G. I. Gurdjieff’in öğretisi ve P. D. Ouspensky’nin “Dördüncü Yol”unu temel alan bu kılavuz, bir Çalışma kitabıdır. Hiçbir şey yapmamayı önerir: olan biteni bütünüyle kavramaya yetecek bir süre boyunca sessiz ve tarafsız bir tanığa dönüşmek…