ÇOCUKLU HAYATA BİR ES VERİN…

Görsel
Bir akşam yemeği, bir sohbet ya da yoğun temposuna ufak bir es vermek isteyen ama çocuğunu bırakacak mekan arayanlara, evlerinin konforunu aratmayacak ve güvenle çocuklarını emanet edebilecekleri bir çözüm… The Play Barn, Türkiye’nin ilk ve tek çocuk emanet sistemiyle, ailelere, ihtiyaç duydukları her an, çocuklarını gözleri arkada kalmadan kaliteli oyun ve eğlenceye bırakmanın imkanını sunuyor. 0-12 yaş arası çocuklara saatlik ve günlük girişleriyle hizmet veren The Play Barn, haftanın 7 günü sabah 10.00 – 22.00 saatleri arasında eğlence için kapılarını açıyor.

The Play Barn, küçük misafirlerinin İstanbul’da Astoria AVM, Levent, Ataköy, Ataşehir, İzmir’de Balçova Kipa AVM’de ziyaretlerini bekliyor…

Reklamlar

Hayatı akışına bırakın….

GetAttachment-1.aspx

Büyük bir kedi, kuyruğuyla oynayan küçük bir kediye sormuş:
“Neden kuyruğunu kovalıyorsun?”

Yavru kedi yanıt vermiş:
“Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğun
da kuyruğum olduğunu öğrendim. Bu nedenle onu kovalıyorum, yakaladığımda mutluluğa kavuşacağım.”

Bunun üzerine yaşlı kedi şöyle demiş:
“Gençken ben de mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim. Ama şunu fark ettim; ne zaman onu kovalasam, benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi yoluma gitsem hep peşimden geliyor.”

Mutluluk, zamanı geldiğinde sizi kendiliğinden bulacaktır.

Hayatı akışına bırakın.

Harikaaaaaa bir gün yine….

Zencefilli Büsküvi ve Sıcak çikolata...

Temizlik yaptım bugün…
Hem de tüm benliğimde
Bütün kaslarımı,sinirlerimi, kemiklerimi hatta kanımı bile temizledim.

Kırgınlıklarımı dışarı çıkardım ilk önce.

Görmenizi isterdim.
Nasıl da çok yer kaplıyorlarmış inanmazsınız.
Bağışlamayı yerleştirdim yerine özenle.
Titizlikle her birinin üstüne ektim tohumlarını.
Her yere görebildiğim göremediğim her yere serptim.
Atarken kırgınlıklarımı bakmadım neydi onlar diye.
Gelecek geçmişten çok daha fazla yaşanası.
Bakmadım merak da etmedim.
Bağışlamayı ekerken tekrar kırılmaktan korkuyordum belki.
Kıskançlığımı çıkardım.
Meğer ben ne az kıskançmışım.
Çok kolay oldu. Sevindim.
Sanki kaybetmiş bir eşyamı bulmuş gibi oldum.
Çok şükür ki kin ve nefret yoktu yüreğimde.
Nasıl temizlerdim hiç bilmiyorum.
Sıra korkularıma gelmişti.
Çıkarmaya bile korktum önce.
Ne de çok alışmışım onlarla yaşamaya.
Bunca acı ve endişeye nasıl alışılır İçten içe bir sevgi nasıl duyulur anlayamadım.
Yerini toprağını sevmiş mor bir menekşeydiler.
E… ne de olsa iyi bakmıştım onlara.
Her gün yeni yeni korkular ekleyip endişelerimle sulamıştım.
Mutluluklarımı ümitlerimi ne de çok ihmal ettiğimi anladım o an.
Bu ilgiyi onlara verseydim her gün onları düşünüp birer umut daha ekseydim;
almadan verip beklemeden sevseydim.

Her şeyden önce içimdeki gücün ve sevginin daha fazla farkında olsaydım böyle bahar temizliklerine ihtiyacım kalmazdı.
Çok zorlandım korkularımla.
Birbirlerinin içine halkalar misali girmişlerdi.
Kenetlenmişlerdi adeta.
Ama onları da sevgiyle çıkardım. .
ve onları yaşamaktan hem de bir zamanlar bir kabus gibi yaşamaktan pişmanlık duymadan çıkardım. .
Kızsaydım onlara bağırıp çağırsaydım. yine dönüp dolaşıp geleceklerini biliyordum.

Temizlik yaptım bugün. .
Bahar temizliği.
Neşe ektim hoşgörü güven sevgi ektim. .
Almadan vermeyi sevilmeden de sevmeyi paylaşmayı ektim. .
Korkusuzlukları ektim alabildiğine…
Saatlerce ektim korkusuzluğu…
Mutluluk ektim doğallık. Sonsuzluk…
Bağışlama ektim.
Sevgi ektim her hücreme.
Coşku heyecan sessizlik ektim.
Tüm güzel fikirler sessizken geliyor bana…
Kabullenme ektim.
Baş eğme değil.
Olduğu gibi kabullenme …

EDWARD MORRISON
***

Not: Bu bir alıntıdır. Sadece çok beğendiğim ve bana uyduğu için sizlerle paylaştım:)))