Yaz gelmeden… Geliyor…

IMG_0034

“Kılçıksız 46’yım ama…”

Uzun vadede gerçekten mutlu mu, yoksa haklı mı olmak istiyorsun?

Yeni kitabım için çok az kaldı, artık geri sayım başladı…

“eğer değişime açıksan ve tabii ki söylediklerimi yapacak gücün, sonuçlarına da katlanacak cesaretin varsa!”

Nisan/2017

Alfa Yayınları

Reklamlar

Leo Buscaglia’ dan.. Birbirimizi Sevebilmek

225924_549373475092634_1305415911_n
Leo Buscaglia’ dan .. Birbirimizi Sevebilmek adlı kitabını öneririm…

***********

“Beni sevdiğini sözlerinle, hareketlerinle sık sık göster. Bunu bildiğimi varsayma. Buna karşı utanç belirtileri gösterebilir ve gereksinimim olmadığını söyleyebilirim. Bu tepkilerime inanma ve ne olursa olsun beni sevdiğini yinele.”

“İyi yaptığım işler için bana kompliman yap. Başarısız olduğumda beni aşağılama, tersine bana güven ver. Olumlu destek ve işimi takdir etmeler, başarımın yinelenmesini garanti eder.”

“Moralin bozuk, kendini yalnız ve yanlış anlaşılmış hissedersen bunları bana söyle. Seni rahatlatma gücüne sahip olduğumu bilmek beni güçlendirecektir.”

“Gördüklerim ya da hissettiklerimin önemsiz veya gerçekdışı olduklarını söyleyerek benliğimi geçersiz duruma düşürme. Görüyor ya da hissediyorsam bunlar bana göre gerçek ve önemlidirler…”

“Bana dokun. Beni tut, beni kucakla: sevgi dolu sözsüz iletişim ile fiziksel varlığım daha bir canlılık kazanacaktır.”

“Suskunluklarıma saygı göster.”

“Bana değer verdiğini başkalarına göster. Sevgimizin başkaları önünde onaylanması beni gururlandırır ve ilişkimizin güzelliğini başkalarıyla paylaşmak bana mutluluk verir.”

İlişkilerinizde zaman ve enerji yatırımı yapın: sürekli ilişkiler bir anda ortaya çıkmazlar, ancak zamanla oluşurlar.

Sevgi dolu ilişkide bireyler birbirlerine pek çabuk gücenecek kadar güvenirler. Ancak durum, başkalarının bundan yararlanmasına olanak tanımayacak kadar güvencelidir. Sevgili dolu bir ilişki çok fazla paylaşma ve ve sevecenliği içerir.

Sevgi dolu ilişki zamanın uzunluğuyla değil, gösterilen özenin niteliğiyle tanımlanır. En iyi yanı da, karşılıklı olarak sağlıklı biçimde fikir, duygu ve deneyim alışverişi sağlamasıdır.

Tüm uyanık olduğunuz zamanı sevdiklerinizle geçirmek zorunda hissetmeyin kendinizi: zaman zaman kenara çekilin ve sevdiklerinizin de ayrı bir yerleri olmasına izin verin.

Kızgınlığı, incinmeyi ve acıyı sürdürmeyin, unutmaya çalışın: bunlar enerjinizden çalar ve sizi sevmekten alıkoyar.

Anlaşmazlıklardan ve tartışmalardan korkmayın: tartışmayan insanlar birbirlerine değer vermeyen veya ölü kişilerdir.. Kısa tartışmalardan kaçının: Tartışmanın tam bittiğine ve bir sonuca ulaştığına inanın ve sona erdiğinde ise tartışmanızı unutun.

Tüm eleştirileri olumlu sayın, çünkü eleştiriler kendi kendimizi değerlendirmemizi sağlar, ama bu eleştiriler haksızsa bunları her zaman geri çevirebilirsiniz.

Dinlemeyi öğrenin: kendi konuşmanızı dinlemekle hiçbir şey öğrenemezsiniz.

Bir ilişkiden ne alabileceğinizi değil, o ilişkiye neler katabileceğinizi düşünün.

Yapmak istemediğimiz halde başkasını memnun edecek bir davranışta bulunmak belki de çok kötü değildir ve kendimizi tanımamız, başkalarını anlamamıza büyük ölçüde yardımcı olacaktır; çoğumuz sayısız saatleri boşa harcayarak kendi rahatımız için karşımızdakileri değiştirmeye çalışıyoruz: eleştirerek, suçlayarak ve çeşitli manevralarla karşı tarafı gereksinim duyduğumuz kişinin kalıbına sokmaya çalışırız. Halbuki başkalarıyla uzun sürecek ilişkiler kurmayı istiyorsak, işe onları oldukları gibi kabullenip, mutlu olmakla başlamalıyız. Etkimizle karşı tarafı değiştirip yenileyeceğimiz varsayarsak, o kişi için haklarımızı kötüye kullanan, düşüncesiz ve hatta zalim biri olup çıkarız; ve tabii, bu durum genellikle bir yarar sağlamaz…

Leo Buscaglia…

”Sevgi almak değil, vermektir.”

”Çok şeyi olan değil, çok veren zengindir. Bir şeyi yitirmekten korkan istifçi ne kadar çok şeyi olursa olsun, ruhbilim dilinde yoksul ve yoksun bir kişidir. Ancak kendinden bir şeyler verebilen kişi zengindir.”

Erich Fromm – Sevme Sanatı
Alıntı Kitap; F.Kulübü/Bilgelikle Yaşama Sanatı

 

Jimmy Choo XV

Jimmy Choo, kuruluşunun 15. yılı şerefine 15 ikon ayakkabısını “Jimmy Choo XV” isimli kitabıyla ölümsüzleştiriyor. Jimmy Choo markasının moda dünyasındaki yerini sağlamlaştıran ve en çok beğenilen 15 modelin anlatıldığı kitap, markanın geçmişten bugüne yaptığı yolculuğu anlatıyor. Kitapta; Jimmy Choo’nun stiline damgasını vuran modellerin dünyaca ünlü Mario Testino ve Terry Richardson tarafından çekilen fotoğrafları, ünlü moda dergilerinin tasarımlar hakkında yaptığı yorumlar, tasarlama aşamasındaki eskizler ve kırmızı halı üzerindeki paparazzi resimleri yer alıyor. Okuyucusunu ikonik Jimmy Choo tasarımlarının geçmişine doğru görsel bir yolculuğa çıkaran kitap, tasarımları ve markayı tanımlayan, hatırda kalan temaların yer aldığı 8 bölümden oluşuyor. Kitabın dikkat çeken bölümleri arasında, stilettonun gücü; Sex and the City filminde Carrie Bradshaw tarafından giyilen “Feather” modelinin hikayesi; kırmızı halıda Jimmy Choo’larıyla yürüyen Hilary Swank, Sandra Bullock, Keira Knightly ve Helen Mirren gibi dünyaca ünlü aktristlerin unutulmaz anları bulunuyor.

Okumaya devam et

Hastalanmayan insanların sırları…

Biliyorsunuz ben kitap okumayı çok seven biriyim. Beni dinlendiren en önemli şeylerden biridir kitap okumak. Bu yüzden okuyup etkilendiğim ve beğendiğim kitapları sizlerle paylaşmak istiyorum. Sizlerde aynı kitapları okuduysanız ya da okursanız yorumlarınızı yapmanız beni mutlu edecektir. Belki buradan farkında olmadan bir sürü insana faydamız olur. Kim bilir?…

Yazar Gene Stone ” Hiç hastalanmayan insanların sırları” adlı kitabında hiç hastalanmayan yada hastalıkları hızla yenen insanların gizli formüllerini anlatıyor bu kitabında…

Stanford ve Harvard üniversitelerinde eğitim alan Gene Stone, eski bir barış gönüllüsü, TV yapımcısı, gazeteci ve senaryo yazarı. Köşe yazıları ve makaleleri Voque, Los Angeles Times, Elle, GQ, Esquire gibi dergilerde ve gazetelerde yayımlanmış.

20 yıldan fazladır sağlık yazıları yazan Gene Stone hakkında yazdığı her yeni tedavi yöntemini özellikle kendisi denermiş. Ancak aldığı tüm önlemlere rağmen yılda iki kez hastalanırmış.

Okumaya devam et