Çocuk Yüreğini Ödünç Almak

Geçenler de bir arkadaşım mail yoluyla bana göndermiş. O kadar çok hoşuma gitti ki defalarca okudum ve herkese anlattım yetmedi bir de buradan sizlerle paylaşmak istedim.

Ben daha fazla yorum yapmak istemiyorum. Önce bir Hikayeyi okuyun lütfen !!!

Sonra neden bunu çok sevdiğimi anlayacaksınız:)))

Yorumlarınızı bekliyorum;))

Anne, okulun dağılma saatinin geldiğini fark etti, o sırada yağmur da yağacak gibiydi. Sekiz yaşında…ki kızını almak için arabasını okula doğru sürdü. Okulun sokağına döndüğünde kendisini gören kızı kaldırımdan arabaya doğru koşmaya başladı. O sırada bir şimşek çaktı ve küçük kız durup yüzünü gökyüzüne çevirdi, gülümsedi, sonra annesinin arabasına koşmaya devam etti. Başka bir şimşek çaktı ve küçük kız yine durdu, gökyüzüne doğru baktı, gülümsedi ve koşmaya devam etti. Böylece, aynı hareketleri birkaç defa yaptıktan sonra, nihayet annesinin arabasını park ettiği yere ulaştı.

Kızının tuhaf davranışlarından bir şey anlamayan anne sordu:

— Kızım, niçin sürekli olarak durdun ve gökyüzüne bakıp gülümsedin?

— Öyle yapmam gerekiyordu anneciğim, çünkü melekler fotoğrafımı çekiyorlardı.

Çoğumuzun sesinden ürktüğü, yağmurun habercisi olduğu için pek de hazzetmediği şimşek, küçük bir kızın yüreğinde meleklerin fotoğraf makinesinin patlayan flaşları olarak karşılık bulabiliyor demek ki. Böylece, korkarak değil gülümseyerek bakılabiliyor bir şimşeğe. Aynı yürekte, bir çiçeğin dikenleri onu daha itinalı tutmak için minik işaretler değerinde belki de! Ya da bir fırtına, aslında rüzgârın sesini herkese duyurmak üzere söylediği içli bir şarkı…

Bazen dünyayı minik bir çocuğun kalbiyle dinlemek, görmek gerek. İncelenmeyi bekleyen raporlar, hazırlanması gereken projeler, biriken ödevler ya da ütülenecek gömlekler… Bir yetişkin gözüyle, hayatın gücünü tüketen, zamanı öldüren tüm bu işler; bir küçüğün gözüyle neler ifade ediyor acaba? Belki de çocukların dilinde her şeyin daha aydınlık, daha saf ve daha hilesiz ikinci bir ismi var. Bu isimleri hatırlamak için yeniden çocuk olamayız belki ama bir çocuk yüreğini bir süreliğine ödünç almak, dünyaya onunla bakmak çok da zor olmasa gerek…

Kalın sağlıcakla…

Nilgün Çolak

Mutluluk…

MUTLULUK

Gerçekten Dünyayı değiştirmek istiyor musunuz? O zaman mutlu olun!

Mutlu olduğunuz zaman, Dünyayı değiştirirsiniz ve ona katkıda bulunursunuz. Mutluluğunuz Dünyanın gelişmesine yardımcı olan şeydir.

Mutlu olmak sadece tek bir şeyi gerektirir – seçim. Mutluluğu seçin. Başka hiç kimse mutlu olmadığı zaman mutlu olsaydınız, mutluluğunuzun kuvveti 100 insanın mutsuzluğuna üstün gelirdi.”Bir bitkiye nefret akıtırsanız, onun çürüyüp öldüğünü gösteren araştırmalar yapılmıştır. Dünyanın tüm bunları hissettiğini düşünmüyor musunuz? İnsanlar bütün gün kızgın, öfke dolu, köpürmüş olarak etrafta koşuşturuyorlar ve öfkelerini silah olarak kullanıyorlar. Bana göre, bu nıhai toksik atıktır”

Öfkeniz ve yargılamanız gezegeni öldürüyor. Neşeniz, kahkahanız ve hayatınızı bir kutlama olarak yaşama seçimlerinizin hepsi gezegeni var ediyor.

Eğer izin verme halinde olursanız, insanların öfkeleriyle neler yapmakta olduklarını görebilirsiniz, ama buna uyumlanmazsınız, kabul etmezsiniz, tepki vermezsiniz. Direnciniz, tepkiniz, uyumlanmanız veya kabullenmeniz olmazsa, insanların öfkelerini, nefretlerini, kızgınlıklarını sürdürmeleri çok zor olur. İzin vermek anahtardır.

Eğer gerçekten gezegene yardımcı olmak istiyorsanız, mutlu olun.

Gary Douglas- Access Bilinci

Mutluluğun kitabı yazıldı!

Bir Dilek Tut Derneği, Make-A-Wish Türkiye, Kenan Doğulu’dan Nilüfer’e, Ferman Akgül’den Gürgen Öz’e, Lale Mansur’dan Cüneyt Özdemir’e,
Erdil Yaşaroğlu’ndan Bennu Gerede’ye, Rüştü Reçber’den Ceyda Düvenci’ye birçok ünlü simanın katkısıyla mutluluğun kitabını yazdı!
“Sizin için mutluluk nedir” sorusuna ünlülerin verdikleri yanıtlarla oluşan kitap, hem mutluluk üzerine pek çok farklı fikri bir araya getiriyor
hem de
Bir Dilek Tut Derneği, Make-A-Wish Türkiye’nin mutlu ettiği çocukların teşekkür mektuplarına yer veriyor.

Şans musluğunuzu beklemeyin siz açın…

ŞANS MUSLUĞU

BİR APTALIN HİKAYESİ
Adamın biri durumundan çok şikayetçiymiş, ‘Çalışıyorum didiniyorum ancak yaşıyorum. Tek başımayım, kimsem yok’ diye mutsuz mutsuz geziniyormuş. Sonunda bir karar vermiş, gezip dolaşacak bir melek bulacak, durumunu ona anlatıp bu haksızlığı düzeltmesini isteyecekmiş… Ve yola koyulmuş. Dağda ilerlerken bir kurda rastlamış. Kurt bir deri bir kemik, ayakta zor duruyor, adamın yanına yaklaşmış, nereye gittiğini sormuş. Adam derdini anlatmış, ‘Bir melek bulacağım, bana yapılan haksızlığı düzeltmesini isteyeceğim…’ Kurt da ona ‘Bana bir iyilik yapar mısın’ demiş, ‘Ben de gece gündüz dolaşıyorum, bir yudum yemek zor buluyorum. O meleğe beni de anlat, böyle açlıktan ölen bir kurt olur mu, diye sor…’ Adam yoluna devam etmiş, bir süre sonra güzel bir kıza rastlamış. Kız da nereye gittiğini sormuş, ‘melek hikayesini’ öğrenince adamın ellerine sarılmış:
‘Ne olur o meleğe beni de anlat. Gencim, güzelim, zenginim, her şeyim var ama çok mutsuzum. Mutluluğa ulaşmak için ne yapmam gerektiğini sor o meleğe…’ Adam melekle kız için de konuşacağına söz vermiş ve yoluna devam etmiş. Bir süre sonra dinlenmek için bir ağacın altına uzanmış. Bütün çevresi yemyeşil olan bu ağacın neredeyse hiç yaprağı yokmuş ve tabii ağaç bu duruma çok üzülüyormuş. O da derdini adama anlatmış:
‘Eğer o meleği bulursan benden de söz eder misin? Bu kaderimden hiçbir şey anlamıyorum. Görüyorsun, bereketli bir toprak üzerindeyim, her taraf yemyeşil, bütün ağaçların yaprakları var, meyveleri var. Benimse hiçbir şeyim yok. Benim de diğerleri gibi yeşillenmem için ne yapmam gerekiyor. Ne olur o melekten bunu öğren…’ Adam ona da ‘peki’ demiş, yoluna devam etmiş. Nihayet bir gün, tam melek bulmaktan umudu kesilmiş vazgeçmek üzereyken karşısına bir melek çıkmış. Adam kendinden başlamış:
‘Gece gündüz demeden çalışıyorum, dünyanın hiçbir nimetinden faydalanmıyorum, acınacak bir hayatım var. Benden daha az çalışan daha keyifli yaşayan bir sürü insan var. Nerede adalet? Nerede eşitlik?’
‘Tamam tamam’ demiş melek, ‘Sana mutlu ve zengin olman için bir şans veriyorum. Şimdi aynı yoldan evine dön.’ Adam rahatlamış ve ağacın, kızın, kurdun dertlerini de meleğe anlatmış. Melek onlar için de konuşmuş, adam dönüş yolunu tutmuş. Uzun bir yürüyüşten sonra ağacın yanına gelmiş ve meleğin sözlerini aktarmış:
‘Senin köklerinin tam yanına bir sandık altın gömülüymüş. Sen bu yüzden beslenemiyorsun, dolayısıyla yaprağın, meyven olmuyor. Bu altın sandığı çıkarılınca sen de diğer ağaçlar gibi yeşilleneceksin.’ ‘Harika!’ diye bağırmış ağaç, ‘Çabuk kaz ve sandığı çıkar.’ Adam ‘Olmaz’ demiş, ‘Melek bana kendi şansımı verdi. Evime dönmeliyim.’ Adam yine yola düşmüş. Genç kız zaten yolunu bekliyormuş ‘Ne dedi, ne dedi’ diye koşmuş. ‘Acılarını ve sevinçlerini paylaşacak biriyle evlenirse bütün dertleri hallolacak, sen de mutlu olacaksın’ demiş adam. Kız ‘Hadi o zaman’ demiş, ‘Evlenelim seninle ve mutlu olmaya çalışalım.’ Adam yine ‘Olmaz’ diye cevap vermiş, ‘Zamanım yok. Meleğin bana verdiği şansı bulmak için hemen evime dönmeliyim. Sen kendine başka bir koca bul.’
Biraz sonra da sıska kurt çıkmış karşısına. Adam ona da olan biteni anlatmış, kendini şansını bulmak için acelesi olduğunu söylemiş. ‘Peki ya ben’ demiş kurt, ‘Benim için ne dediğini söyle ve git.’ ‘Senin için söylediğini ben anlamadım’ demiş adam, ‘Melek dedi ki, o kurt yiyecek bir aptal bulamazsa aç dolaşmaya mahkumdur.’ Kurt ‘Ben çok iyi anladım’ demiş ve aptalı yemiş.

Haydi bugün güne farklı başlamaya hazır mıyız?… Güneşe Selam/Surya Namaskar

Yoğunluk yüzünden spor yapamayanlar, kendine vakit ayıramayanlar, sürekli halsizlikten, sıkıntıdan, mutsuzluktan, stresden bunalanlar şimdi bunlardan biraz olsun kurtulmaya hazır mısınız?

Okumaya devam et