Çok şanslıyım:)))))

Gerçekten ben Allahın sevdiği bir kulu olduğumu düşünüyorum. Çünkü Can Dündar’ın bu şiirini okuduktan sonra “Ne mutlu bana ki böyle dostlarım var Allahıma bin şükür” diyebildim. Ancak sözler öyle doğru ve içten di ki; sizlerle tekrar paylaşmak istedim.

Allah herkese benim can dostlarım gibi dostlar versin…

*************************

Hani, diyorum da, insanın gercekten mükemmel bir dostu olsa…
“Ona”, söyle, içine sindire-sindire, kocaman bir sarılsa…
Yüreklilikle söylediğiniz… ” Canım benim!

.. dediğiniz…
Telefonda bile saatlerce konuştuğunuz, sıcacık biri…
Cesur, sempatik, azimli, kararlı…
Arayan, soran, ”Seni özlüyorum” diyen biri.
Böyle bir canlı ile her şeyi konuşabilir, paylaşabilirsiniz.
Yanıltmaz!Anlayışla karşılar her şeyi…
Hataları, günahları-sevapları, her bir şeyi konuşabilirsiniz onunla…
Bir arayış içinde olmanıza gerek yoktur.
O kendiliğinden çıka gelir zaten.
Bir gün bakarsınız, kapınızda…
Bir da bakmışsınız sımsıcak sohbetler, derin konular, sırlar, paylaşımlar… Kimseye söyleyemediğinizi, en yakınınıza anlatamadığınızı, geçmişteki İzleri, geleceğe dairlerinizi, sadece ona anlatır olursunuz.

Kadın, erkek farketmez.
Bir dost bulun! Ama gerçek olsun.
Aradığınızda işinizi değil, sizi soran…
Kötü gününüzde ev sahibi, iyi gününüzde kıracınız olsun.
Anlatsın, konuşsun, açık-seçik, korkmadan yaşasın. Güvensin!
Cinsiyeti olmasın! Bir kartal kadar haşin, bir maymun kadar şaklaban, bir ceylan kadar narin olsun.
Doğrulari söylesin. Gözleriyle ve kalpten konuşsun.

Yaşasın!
Doya doya yaşasın, doya doya yaşatsın.
Beyninden değil, yüreğinden versin.
”Olsun varsın! paylaşırım.” desin.
Bir dostunuz olsun.
Sizi ve benliğinizdekileri paylaşsın…
Dost olsun!
Ama…
Gerçek bir dost..

*Can Dündar

 
Reklamlar

Bakın “Erma Bombeck” kanser nedeniyle ölmeden önce ne demiş…

Kanser Nedeniyle Ölen Erma Bombeck Ölmeden Önce Yazmış.

“Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer;
Hastayken yatağa girer dinlenirdim. Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye düşünmezdim..
Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım..

… Daha az konuşur, ama daha çok dinlerdim..
Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı akşam yemeğine davet ederdim..

Oturma odasında TV seyrederken, patlamış mısır yer. Yerler leke olacak diye korkmazdım.. Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım.. Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım..

Saçım bozulmasın diye, arabanın camının açılmasını önlemezdim..
Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum..
TV seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim.. Ömür boyu garantilidir denilen hiçbir şeyi satın almazdım..

Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamile olduğum her anın tadını çıkarır ve içimde bir canlı yaratmanın ne kadar harika olduğunu fark ederdim.. Bu o kadar nadir bir olay ki.. Mucize gibi bir şey..

Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla “Önce git ellerini yüzünü yıka” demezdim.. Onlara daha çok “seni seviyorum”, ondan da daha çok “özür dilerim” derdim..
Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey; her dakikasını değerlendirmek olurdu..

Dikkatle bak.. Gerçekten gör.. Yaşa.. Vazgeçme..
Küçük şeyler için şikayet etmekten vazgeç..
Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar ve kimin ne yaptığı beni ilgilendirmezdi..
Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım..
Sahip olduğunuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için
şükredin..
Tek bir hayatınız var ve bir gün sona eriyor.. Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz..”

================================================================

Evet bende bu hastalığı geçirdim ve şuan sağlıklı yaşayan şanslı biriyim. Herkes benim gibi şanslı olamayabilir. Ben de bu yüzden “Erma Bombeck” ile  aynı düşünceleri paylaşıyorum ve bu yazıyı gördüğümde hemen Sizlerle de paylaşmak istedim. Veee nacizane eklemeler de bulunmak istiyorum.

“Hayat bir tane ve ve o sadece size ait. O’nu hiç bir şey için üzmeyin. Sevin, Sevginizi ve sahip olduğunuz şeyleri paylaşmaktan asla korkmayın. Sevdiklerinizi yanınızdan ayırmayın. Her gününüzü değil her saniyenizi değerlendirin. Hayatın tüm güzelliklerini doya doya kaliteli ve sindire sindire yaşayın. Sahip olmak için kendinizi helak etmeyin hiçbir şeyin sahibinin siz olmadığını bili ve bunun farkına varın, hırslarınızın kurbanı olmayın, sahip olduğunuz küçük şeylerin kıymetini bilerek yaşayın. Kendi kendinize kimsenin yardımı olmadan nefes alabiliyor olmanız bile size verilen en büyük armağan bunu asla unutmayın. Bu bile mutlu olmanız için çok büyük bir sebep. Hayatı ve hayatınızdaki herşeyi sevin. Ama en önce kendinizi sevin :)))”

Nilgün Çolak

Mutluluk…

MUTLULUK

Gerçekten Dünyayı değiştirmek istiyor musunuz? O zaman mutlu olun!

Mutlu olduğunuz zaman, Dünyayı değiştirirsiniz ve ona katkıda bulunursunuz. Mutluluğunuz Dünyanın gelişmesine yardımcı olan şeydir.

Mutlu olmak sadece tek bir şeyi gerektirir – seçim. Mutluluğu seçin. Başka hiç kimse mutlu olmadığı zaman mutlu olsaydınız, mutluluğunuzun kuvveti 100 insanın mutsuzluğuna üstün gelirdi.”Bir bitkiye nefret akıtırsanız, onun çürüyüp öldüğünü gösteren araştırmalar yapılmıştır. Dünyanın tüm bunları hissettiğini düşünmüyor musunuz? İnsanlar bütün gün kızgın, öfke dolu, köpürmüş olarak etrafta koşuşturuyorlar ve öfkelerini silah olarak kullanıyorlar. Bana göre, bu nıhai toksik atıktır”

Öfkeniz ve yargılamanız gezegeni öldürüyor. Neşeniz, kahkahanız ve hayatınızı bir kutlama olarak yaşama seçimlerinizin hepsi gezegeni var ediyor.

Eğer izin verme halinde olursanız, insanların öfkeleriyle neler yapmakta olduklarını görebilirsiniz, ama buna uyumlanmazsınız, kabul etmezsiniz, tepki vermezsiniz. Direnciniz, tepkiniz, uyumlanmanız veya kabullenmeniz olmazsa, insanların öfkelerini, nefretlerini, kızgınlıklarını sürdürmeleri çok zor olur. İzin vermek anahtardır.

Eğer gerçekten gezegene yardımcı olmak istiyorsanız, mutlu olun.

Gary Douglas- Access Bilinci

Herşey sende gizli….

Can Yücel’in şiirlerini ben çok severim. Bazıları hariç Hemen hemen bir çoğunda kendimi bulur yaşarım. Bazen kelimelerin yetersiz kaldığını düşündüğüm anlarda açıp onun bazı dizelerini okuduğumda bana “Korkma sen yalnız değilsin sende sadece herkes gibi bunu yaşayanlardan birisin, ben de öyleydim” der gibi bana cesaret verir.İşte bana cesaret veren kim olduğumu hatırlatan Can Yücel’in çok sevdiğim bir şiiri…

HERSEY SENDE GIZLI

Yerin seni çektigi kadar agirsin
Kanatlarin çirpindigi kadar hafif..
Kalbinin attigi kadar canlisin
Gözlerinin uzagi gördügü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kasin gözün
Karsindakinin gördügüdür rengin..
Yasadiklarini kar sayma:
Yasadigin kadar yakinsin sonuna;
Ne kadar yasarsan yasa,
Sevdigin kadardir ömrün..
Gülebildigin kadar mutlusun
Üzülme bil ki agladigin kadar güleceksin
Sakin bitti sanma her seyi,
Sevdigin kadar sevileceksin.
Günesin dogusundadir doganin sana verdigi deger
Ve karsindakine deger verdigin kadar insansin
Bir gün yalan söyleyeceksen eger
Birak karsindaki sana güvendigi kadar inansin.
Ay isigindadir sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldigin kadar ona yakinsin
Unutma yagmurun yagdigi kadar islaksin
Günesin seni isittigi kadar sicak.
Kendini yalniz hissettigin kadar yalnizsin
Ve güçlü hissettigin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettigin kadar güzelsin..
Iste budur hayat!
Iste budur yasamak bunu hatirladigin kadar yasarsin
Bunu unuttugunda aldigin her nefes kadar üsürsün
Ve karsindakini unuttugun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandigi kadar güzeldir
Kuslar ötebildigi kadar sevimli
Bebek agladigi kadar bebektir
Ve her seyi ögrendigin kadar bilirsin bunu da ögren,
Sevdigin kadar sevilirsin…
Can Yücel

Soğuk ama süper bir gün daha dünde kaldı….

Güzel bir Cumartesi Sabahı güneşli bir günle uyandık. Kızlarımla haftasonu rutin işlerimizi ve alışverişimizi yaptıktan sonra 3-4 gibi güzel arkadaşım Ice ile buluşup Kahve Dünyası’na geçtim. Artık bir günde iki mevsimi aynı anda yaşıyorduk. Sabah günlük güneşlik O hava gitmiş yerine yağmurlu ama mis gibi kokan bir sonbaharı getirmişti. Tabiiki böyle bir hava da yapılacak en güzel şey güzel bir sohbetle birlikte sıcak çikolata içmekti. Bu arada benim vazgeçilmezlerim arasındadır sıcak çikolata…

Sıcak çikolatalar içildi, sohbet çok güzel, hava soğuk ama öyle güzel esiyor ki nefes aldıkça o havayı soludukça mutlu oluyorum o yüzden de oturmaya devam ediyoruz.

Üşüyorum ama mutluyum, bu güzel havayı solumak muhteşem, sohbet harikaaaaaa. (“Teşekkürler Yüce Rabbim bu güzelliklere bana yaşattığın için:)))”)

Şimdi bir de damla sakızlı sade bir kahve içilmez mi? bu güzel ortam da… :)))

Bu arada etrafımdaki insanlara bakıyorum onlarda mutlu mesut oturmuş sohbet ediyorlar bu soğukta. Tabii bu arada sevgili arkadaşım Ice benim bu hallerimi de kaçırmıyor ve hemen fotoğraflıyor.  Görseniz Oturacak yer yok Kahve Dünyası’nda. Demek ki, yagmurlu buz gibi bir havada bahçe de oturan tek çılgın biz değiliz:)))

Hep gülümse…

 

Bu Pazar sizlere  Can Yücel’den çok güzel bir şiirle Günaydın demek istedim, cogumuzun bildigi bir siirdir aslında ama arada bir hatırlamakta yarar var.

Öyle degil mi?

YAŞAMAYA DAİR…

Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin

Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..

Pencerreyi aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin.
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin.
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart,
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine

Bak güzelim kahvaltının keyfine..

Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis, önce sana
güzel gelsin aynadaki siluetin
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse,
aydınlık bir gün dile
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden, hatta
daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,

ohhh şöyle bir hafifle …

Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden
sesi duymak için alo de…

Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık Yağmur varsa ıslan, güneş
varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil,
görerek bak Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk
görürsen yanağından makas al..

Sonra, şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen
çok darda iken kimler seni ferahlattı,
hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı ?
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor.
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak,
yüzünde güller açtıracak..

Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun.
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun.

Saklama tabakları
Bardakları misafire
Sizden ala misafir mi var bu dünyada
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil,

vazife yapar gibi hiç değil

şöyle keyife keyif
katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar
gibi tadına var akşamının..

Gece evinde, dostların olsun Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun..
Arkadaşım, hayat bu daha ne olsun?

Ama en önce ve illa ki sağlık !