Hayat Bir Öğretmen Ve Ben Daimi Öğrencisiyim. Ya Siz!….

Sevgili ÜSTÜN DÖKMEN’i ben her zaman çok beğeniyle izlerim. Kitaplarıni zevkle okurum ve söylediklerinin kesinlikle uygulanması gerektiğini düşünürüm ama tabii ki hayatla kitap bir değil. Her zaman her okuduğunuzu uygulamak mümkün olamıyor. Hayat öyle enteresan ki bazen bildiklerinizi unutturuyor hatta öyle şeyler yaşatıyor ki; Nasıl ya??? ben bunu nasıl yaptım bile dedirtiyor…

Ancak ben birşey öğrendim. Yaşanan hiçbir şeye neden? dememek gerekiyormuş.  Çünkü yaşanan her ders siz ner kadar bilirseniz bilin hayata geçiremediğiniz bir yanlışın dersini veriyor. Size yeni bir şeyler öğretiyor. Kısacası yaşanan herşey yeni bir tecrübe kazandırıyor. Siz ne kadar bilirseniz bilin hayat sonsuz ve size yeni birşeyler öğreterek gücünü size gösteriyor.

O yüzden eminim sizde aşağıda Üstün dökmen’in sözlerini okuduğunuzda aaaa ben bunu biliyorum yada biliyorum ama uygulayamıyorum dediğiniz şeyler çıkacak. Ama burada emin olun biliyorsanız ve uygulamıyorsanız siz onu uygulayana kadar hayat sizin önünüze bunu tekrar tekrar getirecek. Benden söylemesi…

Ya hayata meydan okuyup tekrar tekrar aynı şeyi yaşayacaksınız. Ya da şapkanızı çıkarıp hayatın size öğretmeye çalıştığını kabul edip dersinize iyi çalışacaksınız. Unutmayın bizler hayatın daimi öğrencisiyiz. İyi bir öğrenci olmak da sadece sizin dersinizi iyi anlamanızla gerçekleşir.

Neyse sözü fazla uzatmadan hadi gelin aşagıdaki cümleleri okuyun. Ve bakalım sizler hangi dersi iyi anlamamışsınız görelim…

Kalın sağlıcakla…

*************

-Güvenmediğin kimseye aleyhine kullanabilecek hiçbir koz verme.

-İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri sil.
-Kimseye yalvarma.
-Asla dönüp arkana bakma.
-Sır tutmasını bil.

-Dostlarının yeri ayrı, sevgilinin yeri ayrı. Sevgilin için do
stlarını, dostların için sevgilini satma.-Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut.
-Bir ilişkiyi kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla gözyaşı için asla yumuşama.
-Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et.
-Seni dinleyip anlamaya niyetli olmayanlarla tartışma.
-Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme.
-Eğer verdiğin o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır şansı verme.-Kendini öven insanlardan kaç.
-Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma.
-Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma.
-Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni dinliyorsa onların öğütleri gözardı etme.
-Göz göre göre su birikintilerine taş atma, mutlaka üzerine sıçrar.
-Gözyaşlarının değerini bil. Onları hak etmeyenler için harcama.-Senin zekana inanan insanları hayal kırıklığına uğratma.
-Kendini sev.
-Dışarıdaki güneşe bakıp gülümse ve önünde koskocaman bir gelecek olduğunu unutma.
-Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir fedakarlık yapma.
-İnsanları kaybediyorsun diye ağlayıp sızlama, ama kazandığın insanların değerini bil.
-Kimseye taşıyabileceğinden fazla değer verip bununla övünmesine fırsat verme.
-İstediğini almak için asla duygu sömürüsü yapma.
-Sana duyulan sevgiyi ve güveni istismar etme.ÜSTÜN DÖKMEN

Reklamlar

Bakın “Erma Bombeck” kanser nedeniyle ölmeden önce ne demiş…

Kanser Nedeniyle Ölen Erma Bombeck Ölmeden Önce Yazmış.

“Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer;
Hastayken yatağa girer dinlenirdim. Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye düşünmezdim..
Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım..

… Daha az konuşur, ama daha çok dinlerdim..
Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı akşam yemeğine davet ederdim..

Oturma odasında TV seyrederken, patlamış mısır yer. Yerler leke olacak diye korkmazdım.. Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım.. Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım..

Saçım bozulmasın diye, arabanın camının açılmasını önlemezdim..
Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum..
TV seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim.. Ömür boyu garantilidir denilen hiçbir şeyi satın almazdım..

Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamile olduğum her anın tadını çıkarır ve içimde bir canlı yaratmanın ne kadar harika olduğunu fark ederdim.. Bu o kadar nadir bir olay ki.. Mucize gibi bir şey..

Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla “Önce git ellerini yüzünü yıka” demezdim.. Onlara daha çok “seni seviyorum”, ondan da daha çok “özür dilerim” derdim..
Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey; her dakikasını değerlendirmek olurdu..

Dikkatle bak.. Gerçekten gör.. Yaşa.. Vazgeçme..
Küçük şeyler için şikayet etmekten vazgeç..
Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar ve kimin ne yaptığı beni ilgilendirmezdi..
Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım..
Sahip olduğunuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için
şükredin..
Tek bir hayatınız var ve bir gün sona eriyor.. Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz..”

================================================================

Evet bende bu hastalığı geçirdim ve şuan sağlıklı yaşayan şanslı biriyim. Herkes benim gibi şanslı olamayabilir. Ben de bu yüzden “Erma Bombeck” ile  aynı düşünceleri paylaşıyorum ve bu yazıyı gördüğümde hemen Sizlerle de paylaşmak istedim. Veee nacizane eklemeler de bulunmak istiyorum.

“Hayat bir tane ve ve o sadece size ait. O’nu hiç bir şey için üzmeyin. Sevin, Sevginizi ve sahip olduğunuz şeyleri paylaşmaktan asla korkmayın. Sevdiklerinizi yanınızdan ayırmayın. Her gününüzü değil her saniyenizi değerlendirin. Hayatın tüm güzelliklerini doya doya kaliteli ve sindire sindire yaşayın. Sahip olmak için kendinizi helak etmeyin hiçbir şeyin sahibinin siz olmadığını bili ve bunun farkına varın, hırslarınızın kurbanı olmayın, sahip olduğunuz küçük şeylerin kıymetini bilerek yaşayın. Kendi kendinize kimsenin yardımı olmadan nefes alabiliyor olmanız bile size verilen en büyük armağan bunu asla unutmayın. Bu bile mutlu olmanız için çok büyük bir sebep. Hayatı ve hayatınızdaki herşeyi sevin. Ama en önce kendinizi sevin :)))”

Nilgün Çolak